|
''Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığına neden olan keneler,
insan sağlığını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu
tehlikeye karşı çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar,
mezbaha çalışanları, et ve et ürünleri satan market işçileri
ile tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, hasta hayvan ile
teması olan ve salgın bölgelerde görev yapan kişiler, bu
hastalığın tehdidi altındadır. Isırılan kişinin iki hafta
süreyle ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi
gerekmektedir. Ateşin 38.5 veya üzerinde olması halinde
acilen hastaneye başvurulmalıdır. Vücuda yapışan keneler
öldürülmemeli, bir pens yardımı ile doğrudan alınmalıdır.''
KENE MÜCADELESİ
Zonguldak Tarım Müdürlüğü Tarafından Kene ile Mücadele
Konusunda Bilgilendirme Toplantısı Düzenlendi.
Zonguldak Tarım Müdürlüğü tarafından kene ile mücadele
konusunda bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Zonguldak Tarım İl Müdürlüğü tarafından Belediye Başkan
Vekillerine, okul müdürleri ve mahalle muhtarlarına
"Kenelerin Kontrolü ve Korunma" hakkında bilgilendirme
toplantısı düzenlendi. Genel Maden İşçileri Sendikası Şemsi
Denizer Toplantı Salonu'nda yapılan toplantıda Tarım İl
Müdür Yardımcısı Cemalettin Çataklı, "Kenelerin Kontrolü ve
Korunma" hakkında bilgi verdi. Çataklı, küçük omurgalılar ve
özellikle yerde beslenen kuşların keneleri enfekte eden en
önemli konak grubu olduğunu belirtti. Ülkemizin kenelerin
yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya
sahip olduğunu anlatan Çataklı, şöyle konuştu: "Kene yoluyla
bulaşan hastalıklar tüm dünyada gözlenir. Ancak, kendinizi
ve ailenizi korumak için uygulanabilecek önlem
bulunmaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına neden
olan virüs, birçok evcil ve yabani hayvanı enfekte etmekte
ve hastalık bu hayvanlarda hafif seyretmektedir. Birçok kuş
virüse dirençli iken, virüsün yayılmasında önemli rol oynar.
Hayvanlardaki hastalık enfekte kenelerin tutunması ile
başlamaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının
bulaşmasında başlıca Hyalomma soyuna ait kene rol almakla
birlikte, 30 kene türünün bu hastalığı bulaştırabileceği
bildirilmektedir. Henüz ergin olmamış Hyalomma soyuna ati
keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüs alır,
gelişme evrelerinde muhafaza eder." Kenelerin, insan veya
hayvanlardan kan emerken virüsleri de bulaştırdığını anlatan
Çataklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Küçük omurgalılar ve
özellikle yerde beslenen kuşlar, keneleri enfekte eden en
önemli konak grubunu oluşturmaktadır. Yani küçük memeliler
virüsü taşımaktadır. Keneler biyolojik gelişmelerinin
değişik safhalarında bu canlılardan kan emmektedir. Hyalomma
soyuna ait keneler ülkemizin de içinde bulunduğu çok geniş
bir coğrafik alanda yerleşmişlerdir. Ülkemiz kenelerin
yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya
sahip. Türlere göre değişmekle beraber kenelerin küçük
kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara
ve kuşlara kadar geniş bir konakçı çeşitliliği mevcuttur.
Hastalık daha çok hayvancılıkla uğraşanlarda, veteriner
hekimlerde, mezbaha çalışanlarında ve kırsal alanda
yaşayanlarda görülebilmektedir." Çataklı, kenenin kan
emerken acı vermediğini bu yüzden kenenin kan emerken
anlaşılamadığını belirtti. Eğer vücutta kene varsa
vatandaşların kontrol edip kendilerinin bulmaları
gerektiğini anlatan Çataklı, şöyle konuştu: "Keneler uçmaz,
sıçramaz, ağaçtan üzerimize düşme ihtimali zayıftır. Yani
kene yerdedir. Bu nedenle uzun otların, çimlerin ve
çalılıkların bulunduğu yerlerde dolaşmayın. Kenelerin yaşama
alanlarında bulunabilecek kişiler, hayvancılıkla uğraşanlar,
mezbaha çalışanları gibi repelent olarak bilinen böcek
kovucu ilaçları vücutlarına sürerek veya elbiselerine
emdirerek kullanabilirler. Açık renk kıyafetler giyin ki,
üzerinize herhangi bir kene geldiğinde görebilesiniz. Açık
araziye çıktığınızda ya da pikniğe gittiğinizde, bacakları
kapatan kıyafetler tercih edip uzun kollu giyiniz,
pantolonunuzu çorapların içine sokunuz, kapalı ayakkabı
giyiniz." Çataklı, konuşmasında "eve dönüldüğünde kendinizi,
çocuklarınızı hatta evde beslediğiniz hayvanları kene
yönünden kontrol ediniz" tavsiyesinde bulundu.
Kırsal kesimde yaşayanlar ve hayvancılıkla uğraşanların
kendilerini ve çocuklarının vücutlarını sık sık kene
yönünden kontrol etmesi gerektiğini anlatan Çataklı, şöyle
konuştu: "Vücutta kene görülmesi halinde, keneyi vücuttan
uçaklaştırmak için alkol, kolonya, oje, aseton, gaz, petrol
ürünleri ve benzeri madde kullanmayın. Bu maddeleri
kullanırsanız virüsü alma riskiniz artar. Çünkü kene refleks
olarak tükürüğünü bırakabilir." HAYVAN ÜZERİNDE KENE
MÜCADELESİ ÖNEMLİ Cemalettin Çataklı, kene mücadelesinin
yalnız yaz aylarında, kış aylarında hem de ahır ve
ağıllarda, hayvanlar üzerinde mesken kenelerine karşı
yapılması gerektiğini belirtti. Çataklı, yaptığı konuşmada,
şunları söyledi: "Hayvan barınaklarının duvarındaki delik,
çatlak ve yarıkların kapatılarak duvarların iç ve dış
yüzeylerinin sıvanmasını sağlayınız. Hayvanlar özellikle
merada otlarken korunmasız olduklarından, keneler rahatlıkla
kan emer, yumurtlar ve çoğalabilir. Hayvan üzerinde kene
mücadelesi önemlidir. Meralarda hayvanları münavebeli
otlatınız. Hayvanlarınızın sırtına ilaç dökerek veya banyo
yaptırarak ilaçlayınız." Ahır ve ağılları püskürtme yaparak
ilaçlamak gerektiğini anlatan Çataklı, sözlerine şöyle devam
etti: "Kene mücadelesi yalnız yaz aylarında kış aylarında
hem de ahır ve ağıllarda hem de hayvanlar üzerinde mesken
kenelerine karşı yapılmalı. İlaçlanan hayvanın sütünü ve
etini ilacın kullanım kılavuzunda belirtilen süreyi dikkate
alarak tüketime sununuz. Geniş bilgi için tarım ve ilçe
müdürlüklerine başvurunuz." Zonguldak Tarım İl Müdürü Yusuf
Akın ise, kene vakalarının tavuk itlafları ile ilgisi
olmadığını belirterek, dünyada 700 ile 800 arasında kene
türü olduğunu söyledi. Bunların 27'sinin virüs taşıdığını
anlatan Çataklı, sözlerini şöyle tamamladı: "Türkiye'de
sadece 6 tane kene türü var. Zonguldak'ta henüz virüs yayan
kene türüne rastlanılmadı. Hayvandan insana bulaşan bir
virüs kanıtı bilimsel olarak yok. Hayvanlar taşıyıcı olarak
görev yapıyor. Kene Türkiye'de ilk olarak 2002 yılında
görüldü. Bazı çevreler kuş gribi nedeniyle çok tavuk itlaf
edildiğini bu nedenle kenelerde artış olduğunu beyan
etmekte. Ama kuş gribi vakası da ülkemizde 2006 yılında
olmuştur. Kene vakalarının görüldüğü illerde ise kuş gribi
görülmemiştir. Onun için kene vakalarını tavuk itlaflarına
bağlamak mümkün değil. Bununla ilgili direk bir bağlantısı
yok." |